SİNOPSİS

Devam etmekte olan baraj çalışması köyün tahliyesini gerektirmektedir. Evi ve karısının bahçedeki mezarından ibaret olan dünyasında münzevi bir hayat sürmekte olan Ahmet ise, yeğenlerinin tüm ısrarlarına rağmen köyden taşınmaya yanaşmamaktadır. Amcalarını bu halde köyde bir başına bırakmaya gönülleri razı olmayan yeğenleri Ahmet’i ikna etmesi için yıllardır görüşmediği oğlu Harun’u köye gelmeye razı ederler. Fakat oğlu tarafından karısının ölümünden sorumlu tutulduğunu düşünen bir baba, ve tüm karşı çıkışlarına rağmen babasına annesini bahçeye defnetmesi konusunda engel olamamış bir oğulun uzun zaman sonra yeniden bir araya gelişleri sorunsuz olmayacaktır. Harun annesini sular altında bırakmak istememektedir ve mezarın taşınmasını talep eder. Ahmet’inse yeni bir vicdani yükümlülüğü kaldıracak gücü yoktur, ve Harun’un önerdiği şekilde mezarın taşınmasını istemese de kabul eder.

Baraj hızla dolmakta ve zaman daralmaktadır, acaba son anda verilen bu karar geçmişte yapılan hataları düzeltmeye yetecek midir?

YÖNETMEN GÖRÜŞÜ

Uzun zaman sonra bir araya gelinen aile toplantılarında birinin bir aykırı davranışı ile kavganın fitili ateşleniverir ve ortaya dökülenlere baktığınızda bu fertlerin aynı ailenin üyesi olduğuna şaşar kalırsınız. Bir taraftan da herkes birbirine o kadar muhtaç ve bağlı; birbirini o kadar çok seviyordur ki...

Başta kendi hayatım olmak üzere etrafımdaki ailelere baktığımda çoğu kişinin hikayesi bu aslında... Başı sonu olan bir hikayeden çok süre giden bir sancı bu.

Anadolu’da yaşayan insanların bilincini baskılayan bir sancıyla, bir kırgınlıkla yaşadığını gördüm, yaşadım ben de. Kendi hüsranlarımız, babamızın hayal kırıklıkları, kardeşlerin, komşuların; kalanların ve gidenlerin yarım kalan hayatları... Ve bu bastırılmışlık kendiliğinden değil, dışarıdan bir sebeple, bir anda hortluyor ve saçılıveriyor. Ve aynı kaderi paylaşan, yan yana olan ama kendi dışındakine kulağını tıkayanlar bazen birlikte bir karar vermeye mecbur kalıyor. İşte paradoks burada: Gerçekten yan yana mıydık ki? Tam da bu yüzden mi hiç bir araya gelemeyeceğiz?

Bu sancı kafamızda uğuldarken, diyalogların altında sabit bir frekansta devam ederken iletişim de imkansızlaşıyor. Problemin diyalog düzeyinde geliştiğini sanmamız da en büyük yanılgımız. Mesele kendimizi ifade edemeyişimiz değil; ifade edemeyecek kadar sıkışmış olmamız çoğu zaman...Birbirimizi bağışlayabilmek, affedebilmek için önce o uğultuyu yok saymayı bırakmalıyız sanki. Bir başkasıyla yüzleşmek, önce var oluşunla ve onun beraberinde getirdiği bütün toplumsal ilişkilerle yüzleşebilmekle mümkün ancak...

"Bozkır" da bu yüzleşme ve iletişim çabasının mümkünlüğünü, Anadolu'nun sert iklimli insanı üzerinden anlatma derdine düşen, sancılarımızın kişisel ve politik boyutunu 109 basitçe bir ailenin köksüzleşmesi ve fertlerinin yan yana durup duramadığı üzerinden okumayı niyet eden tanıdık bir hikaye...

FESTİVALLER & ÖDÜLLER

Sofia International Film Festival

Bulgaristan

Göteborg Film Festival

İsveç

Edinburgh International Film Festival

İskoçya

Boston Film Festival

ABD

Tétouan Mediterranean Film Festival

Fas

SCO Film Festival (Shanghai Coop.)

Hindistan

Haifa International Film Festival

İsrail

Molodist Kyiv International Film Festival

Ukrayna

FRAGMAN

YAPIM: RECINEMA

YAPIMCI: ALİ ÖZEL YARDIMCI YAPIMCILAR: NÜKHET ÖZEL – SERHAT SOLMAZ

SENARYO VE YÖNETMEN: ALİ ÖZEL GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: ÜMİT ÇAKMAKSOY

MÜZİK: HÜSEYİN ÖZEL KURGU: ALİ ÖZEL – MAHMUT ARAN – YAKUP İNANLI

SANAT YÖNETMENİ: AHMET YESEVİ ÖZEL COLOR: HALUK KORKUT TURAÇ

OYUNCULAR: RAZİYE: ELİF AYDIN HARUN: MÜCAHİT KOÇAK RIFAT: AHMET ÖZEL ŞÜKRÜ: HAKAN EMRE ÜNAL RIFAT: OZAN DAĞARA ZEKİ: ASİL BÜYÜKÖZÇELİK